Kıbrıs Girit misali elden çıkmasın

Barış DOSTER
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, Kıbrıs sorununa ilişkin hazırladığı taslağı, çerçeve önerisi olarak kabul etti. Bu kapsamda Rum Kesimi ile müzakereye açık olduğunu duyurdu. Türk tarafı aleyhine olan bu “çerçeve”, Türkiye’nin adadaki etkin ve fiili garantörlüğünü kaldırıyor. Adadaki Türkleri azınlık cemaati olarak görüyor. Gelişmeler önümüzdeki süreçte Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin canını sıkacak cinsten. Nedenlerini sıralayalım:

1) Taraflar, Haziran-Temmuz 2017’de İsviçre’nin Crans-Montana kasabasında görüşmüşlerdi. Rumlar, “sıfır garanti, sıfır asker” diye diretince, sonuç çıkmamıştı.

2) Rumların uzlaşmaz tutumuna karşın, her seferinde KKTC daha büyük ödünlerle masaya oturuyor. Rum tarafı masadan kalktığı halde, Rumları yeniden masaya oturtmak için KKTC, onların peşinden koşuyor. Daha büyük ödün vermeyi, yapıcı olmak sanıyor. Mehmet Ali Talat çizgisinin devamı olan Mustafa Akıncı, Annan Planı’nı da desteklemişti, Türkiye’deki iktidar, “yes ben annem” ve “yetmez ama evet” cenahıyla birlikte. Bu konuda, Türk devlet adamı geleneğinin son büyük temsilcisi olan Rauf Denktaş’ın uyarıları dikkate alınmamıştı. Tersine Denktaş yalnız bırakılmış, kamuoyu önünde adeta azarlanmıştı Türkiye’yi yönetenler tarafından. Denktaş için, “Gitsin kendi meclisinde konuşsun”, “Söyleyin ona danışmanlarını gözden geçirsin”, “Çözümün önünde engel olmasın” denilmişti.

3) Dünyada federasyonların, konfederasyonların, hatta üniter devletlerin emperyalizm tarafından bölündüğü, parçalandığı bir dönemde, Kıbrıs’taki iki farklı halkı ısrarla birleştirme çabaları samimi değil. Gerçekçi, sürdürülebilir de değil. Adanın, kalıcı olarak bölünmesinden başka gerçekçi yol olmadığı kabul edilmeli. Önlemler buna göre alınmalı, adımlar buna göre atılmalı, strateji buna göre saptanmalı. İlle de federal çözümde ısrar etmek, federal çözümü tabulaştırmak, tek ve mutlak çözüm yolu olduğunu öne sürmek, yanlış.

4) Mustafa Akıncı, o denli gerçeklerden kopmuş ve Rumların tezlerine yaklaşmış ki, Rum tarafının toprak konusundaki isteğini, geçmişe yönelik mülkiyet hakkı talebini, garantörlük hakkının kaldırılmasında ısrar etmesini (adadaki üç garantör devlet Türkiye, Yunanistan ve İngiltere), adadaki Türk askerinin sayısını önce 650 kişiyle sınırlanıp, sonra da sıfırlanmasını kabul ediyor. Halen KKTC’de yaklaşık 40 bin Türk askeri var.

EMPERYALİZM KIBRIS'TAN TÜRKLERİ ATMAK İSTİYOR

5) Çevresi enerji zengini olan, Ortadoğu ve Avrasya açısından büyük önemi bulunan Kıbrıs’ta, İngiltere, ABD, İsrail, Rusya hesap üzerine hesap yaparken, İngiltere adanın güney kesimindeki iki üssünü (Agrotur ve Dikelya) muhafaza ederken, Türkiye’nin haklarından, kazanımlarından, çıkarlarından ödün vermesi isteniyor. Israrla Türkiye’nin asla gerçekleşmeyecek olan Ab üyeliği ile Kıbrıs sorununun çözümü arasında bağ kuruluyor. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni, tüm adayı temsilen ve Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla, antlaşmalara aykırı olarak AB üyesi yapanlar, Annan Planı’na yüzde 75 oranında hayır diyen Rum kesimini ödüllendirenler, plana yüzde 65 oranında evet diyen Türkleri ambargolarla cezalandırıyorlar. Türkiye ise halen, AB üyeliğinden, Kıbrıs’ta çözümden söz ediyor. Oysa AB’nin yazılı olmayan kurallarından biri de Lüksemburg Kuralı’dır, şu anlama gelir: AB üyesi bir ülkeyle, üye olmayan bir ülke sorun yaşarsa, tüm AB ülkeleri, üye ülkeyi desteklerler, haksız olsa bile.

6) Türkiye’nin, AB üyeliği için önüne konan Kopenhag Kriterleri dışında, fiili şartlar da konuldu: Kıbrıs’tan vazgeçmesi, Atatürk ilkelerini unutması, Lozan Antlaşması’yla çözülen azınlıklar konusunun Türkiye’yi bölecek şekilde canlandırılması, Kürt kökenli yurttaşlara özerklik verilmesi, sözde soykırım iddiasının tanınması, federasyonun benimsenmesi, patrikhanenin ekümenik olarak tanınması vb.

7) Kıbrıs’ta, Rumların elinde önemli kozlar var. Bu kozların en önemlisi AB üyesi olmaları ve Batı emperyalizminin desteğini almaları. Adadaki tek egemen devlet olarak dünya onları tanıyor. Anımsanacağı üzere, adadaki müzakereler 6 başlıkta yürüyordu: 1) Ekonomi. 2) Avrupa Birliği. 3) Mülkiyet. 4) Yönetim-güç paylaşımı. 5) Toprak. 6) Güvenlik ve garantiler. Rum-Yunan tarafı, Türk tarafındaki ödün verme iştahını gördü, ona göre davrandı. İşi yokuşa sürdü. İpe un serdi. Oysa diplomaside kuraldır: Her konuda uzlaşma olmaz ise hiçbir konuda uzlaşıya varılmış olunmaz. Kimse çıkıp, “Müzakere masasındaki 30 konudan 20’sinde anlaştık. Uzlaştığımız maddelerin sayısı daha çok olduğu için, sonuçta uzlaşmış sayılırız” diyemez.

8) Kıbrıs’ta nüfusun kabaca beşte biri Türk, toprakların yüzde 29’u KKTC’nin. Rumların Güzelyurt ve Maraş’a yönelik talebi malum. Türk tarafına dönmesi öngörülen Rumların sayısı yüksek. Bu durum, zamanla demografik yapıyı değiştirir. Rumlar, adadaki Türk Barış Gücü’nü işgal kuvveti olarak görüyorlar. AB üyesi oldukları için, Türkiye’yi, AB toprağında işgalci güç olarak niteliyorlar. Rum – Yunan tarafı, Türkiye ile sorun yaşayan İsrail ve Mısır’la ilişkilerini hızla geliştiriyor. Enerji projelerini merkeze alan temaslarını sıklaştırıyor.

BM YÖNETİCİLERİ, KIBRIS'TA TARAFSIZ DEĞİL
9) Türkiye, 1959 tarihli Londra ve Zürih Antlaşmalarından kaynaklanan garantörlük hakkından ödün veremez. Ama BM Genel Sekreteri Guterres 28 Eylül 2017’de BM Güvenlik Konseyi’ne rapor sunup, “mevcut garantiler sisteminin tek taraflı müdahaleye olanak vermesi benimsenemez” dedi. Guterres de, aynen Kofi Annan gibi, Rum kesimini destekliyor. Tarafsız değil.

10) Türkiye, son 16 yılda Kıbrıs konusunda çok hata yaptı. Oysa Kıbrıs’ta milli politika, devlet politikası, Annan Planı’na kadar, iki eşit halkın, iki egemen devleti arasında, adadaki Türk-Yunan dengesini de koruyarak, yeni ve kalıcı bir antlaşma esasına dayanırdı. Annan Planı bu milli duruşu sildi. Adadaki Türkleri, yeniden müşterek bir egemenliğin küçük hissedarı yapmak istedi.

Kıssadan Hisse: Türkleri Kıbrıs’tan çıkarmak, Rum - Yunan tarafının ötesinde, emperyalistlerin hedefidir. Kıbrıs’tan çekilmek, sadece Yunanistan’a Ege’de istediği gibi at oynatma fırsatı vermekle kalmaz, ABD, AB ve İsrail’in de elini güçlendirir. Kıbrıs Girit misali kaybedilecek olursa, en çok emperyalizm sevinir. Büyük önder Atatürk’ün uyarısı unutulmamalıdır: “Efendiler, Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece, bu bölgenin ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir”

Gönderen Yönetici . Siz Bu Kayıt İçin Herhangi Bir Yanıt Takip Edebilirsiniz RSS 2.0 Yasal Uyarı: Yayınlanan/haberin Tüm Hakları Tarafsız Haber ve Matbaacılık A.Ş'ye Aittir.Yazıların Sorumluluğu Yazarlarına Aittir. Kaynak Gösterilse Dahi Köşe Yazısı/Haberin Tamamı Özel İzin Alınmadan Kullanılamaz. Ancak Alıntılanan Köşe YazısıHaberin Bir Bölümü, Alıntılanan Habere Aktif Bağlantı Verilerek Kullanılabilir.

Bu Yazıyı Paylaşın;

Yazı Linki:
Site kodu:
Forum kodu:

Güncel Döviz Fiyatları

Köşe Yazıları

Haftalık E-bülten üyeliği için aşağıdaki alana E-posta adresinizi yazın

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Tarafsız Habere aittir. Alıntı yapılsa bile kaynak gösterilmeden kullanılamaz. © 2007 - 2018 Copyright © Tüm Hakları Saklıdır. CRM Bilişim Group..