Bu İşte Bir Yanlışlık Var

Aycan ŞAP
İthal edilen tarım ürünleri ve son zamanlarda sıkça karşılaştığımız çiftçilerin isyanı bende bir merak uyandırdı ve Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatında nerede olduğunu merak ettim. Biraz araştırma yapayım derken inanılmaz şaşırdım. Hem şaşırdım hem kafam karıştı. Aslında pek bir şey bilmiyor, bildiklerimi de yanlış biliyormuşum.

Araştırma yaparken Hollanda gerçeği ile yüzleştim ve çok da içerledim. Şöyle ki; 2017’de Tarım ürünleri ihracatında dünya sıralamasında ikinci olduğunu ve bunu 2016 ya oranla yüzde 4,4 artırarak yaptığını öğrendim. Buraya küçük bir not düşelim, tarımsal ürün ve gıda ihracatında ilk sırada ABD var.
***
E bunun nesine şaşırdın diyebilirsiniz, hemen izah edeyim. Evvelden beri bizlere üçüncü dünya ülkelerinin, yani gelişmemiş ülkelerin tarımla; gelişmekte olan ülkelerin sanayileşmeye başlamasıyla ve gelişmiş ülkelerin de teknoloji ile ölçülendirildiği aşılanmış. Biz de öyle çapalamışız zihinlerimize.

Şimdi dönüyorum bakıyorum gelişmiş diye nitelendirilen ABD tarım ürünleri ihracatında birinci Hollanda ikinci. Gelişmemiş Afrika ülkelerini düşünüyorum. Arkadaş ne tarımı? Ne ihracatı? İnsanlar açlıktan ölüyor, su yok, üretim yok. Hâlbuki belki de dünyanın en bereketli topraklarına sahip ülkeler değil mi? Ya hu yer altı madenleri, doğal enerji kaynakları oldukça fazla. Bu işte bir terslik yok mu?

Demek ki gelişmişliğin ölçüsü tarımdan sanayileşmeye geçmek değilmiş. İnovasyon ile teknolojinin katkısı ile tarımı geliştirmekmiş. Öyle ya, o meşhur Maslov’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin bile en temelinde var yemek içmek, dolayısıyla tarım zaten zaruret.
***
Hollanda örneğine dönelim.  ABD ve İspanya ile beraber dünyanın en çok meyve üreten ülkeleri içinde yerini almış. Hatta Avrupa’da ihraç edilen meyvelerin dörtte birini Hollanda karşılıyor. Hepimizin malumu olduğu gibi Hollanda teknolojiyi, bilimi oldukça önemseyen ve oldukça gelecek odaklı bir ülke. Dünyanın tarım alanındaki en önemli üniversitelerinden olan Wageningen Üniversitesi’nin ev sahibi. Tarıma verdikleri öneme eğitim kurumlarından başlamışlar.

Bunun dışında son yıllarda tarımsal üretim zincirlerine oldukça yatırım yapıyor, çiftçiler ve yetiştiricilerle ortak oluyorlar. Dönüp ülkemize bakıyorum, daha yeni şeker fabrikalarımız satılmıştı değil mi?
***
Durun daha bitmedi. Yeme-içme sektöründe önde gelen dünyanın 40 şirketinden 12 si Hollanda da. Tarım ve gıda işlemede kullanılan otomasyonları oldukça yüksek düzeyde haliyle üretimi hızlandırıyor ve kolaylaştırıyor. Bütün kabiliyeti üretim ve işlemeyle de sınırlı değil, bu konularda danışmalık hizmeti de vererek hem bir başka gelir kapısı açmış oluyor, hem de sorumluluğundan ötürü kendini daha da geliştirmiş oluyor. Bütün bunları sadece tarım ürünlerinde de yapmıyor, hayvancılık da keza aynı şekilde gelişmiş durumda. Bitmedi. Çiçek üretiyor çiçek. Şu bizim meşhur lalelerimiz hep Hollanda’dan ithal mesela. Hâlbuki lalenin anavatanı Türkiye…

Peki, ama iklimi ve toprakları buna müsait mi? Cevap biraz karmaşık. Daha doğrusu ben bunları okurken kafamda sürek gayri ihtiyari kendi ülkemle mukayese ediyorum.

Şöyle ki; Hollanda’nın ciddi bir toprak sıkıntısı var. Ülkenin yüzde 20 si bataklıkların kurutulmasıyla ve denizin doldurulmasıyla oluşturulmuş. Nehir, kanal ve göller Hollanda'da 4000 kilometrekare alan kapsıyor. Hollanda bu küçük toprak parçasında 16,8 milyon nüfusuyla Avrupa'nın nüfus yoğunluğu en yüksek ülkesi konumunda. Tarım arazileri aslında dar ama yoğun üretim var. Ben tek kelime etmeyeyim siz şartları Türkiye ile kıyaslayın!
***
Öte yandan ticarette tecrübeliler ve deniz taşımacılığı da oldukça maliyeti düşük bir lojistik kanaldır. Tecrübelerini avantaja çevirmenin ithalat sıralamasında ikinci olmalarında etkisi aşikâr. Dünyanın en önemli liman şehirlerinden biri Hollanda’nın Rotterdam şehri. Sonuç olarak, üretime verdiği önemi, teknolojiyi ve bilgiyi tarımsal üretimle birleştirmeyi, üstüne de ticari tecrübeyi koyduğumuz zaman ortaya böyle bir şey çıkıyor.

Hadi yazının başına dönelim. Şaşırdığımı söylemiştim hatırlarsanız. Türkiye ile kıyaslıyorum, Topraklarımızın bereketine, tarım arazilerimizin çokluğuna, iklim avantajlarımıza bakıyorum, üç tarafımız denizlerle çevrili, Asya ve Avrupa’nın ortasındayız, dolayısıyla lojistik avantajımıza bakıyorum bir türlü işin içinden çıkamıyorum. Gerçekten gelişmişlik ile tarımın ilgisi olduğunu, ama bizim bildiğimiz gibi olmadığını anladım. Meğer gelişmişliğin e önemli ölçülerinden biri tarıma verilen önem ve üretimmiş. Buyurun örnekle sabit.

Biz onları protesto etmek için portakalları bıçaklarken, daha öfkemiz soğumadan dünyaya portakal dağıtıyorlar. Ben kendimi bildim bileli Türkiye “gelişmekte olan ülkeler” kategorisinde. Ne zaman gelişmişlik seviyesine yükseleceğiz be kardeşim? Ne zaman biliyor musunuz? Fındığın borsası Almanya’da değil Türkiye’de olduğu zaman. Şimdi Almanya ne alaka, fındık ne alaka diyebilirsiniz. Anlayan anlamıştır ne demek istediğimi…

Gönderen Yönetici . Siz Bu Kayıt İçin Herhangi Bir Yanıt Takip Edebilirsiniz RSS 2.0 Yasal Uyarı: Yayınlanan/haberin Tüm Hakları Tarafsız Haber ve Matbaacılık A.Ş'ye Aittir.Yazıların Sorumluluğu Yazarlarına Aittir. Kaynak Gösterilse Dahi Köşe Yazısı/Haberin Tamamı Özel İzin Alınmadan Kullanılamaz. Ancak Alıntılanan Köşe YazısıHaberin Bir Bölümü, Alıntılanan Habere Aktif Bağlantı Verilerek Kullanılabilir.

Bu Yazıyı Paylaşın;

Yazı Linki:
Site kodu:
Forum kodu:

Güncel Döviz Fiyatları

Köşe Yazıları

Haftalık E-bülten üyeliği için aşağıdaki alana E-posta adresinizi yazın

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Tarafsız Habere aittir. Alıntı yapılsa bile kaynak gösterilmeden kullanılamaz. © 2007 - 2018 Copyright © Tüm Hakları Saklıdır. CRM Bilişim Group..