HURMA | Hatırladınız mı?

2009 yılında, yerli milli her şeye düşman AKP hükümeti, bir de Ermeni açılımı uydurmuştu.
Ali Can sınır kapısı açılacaktı.
Ermenistan'la ticaret yapılacak, züğürt Ermenistan'ın parasıyla memleket kalkınacak, sıfır sorun politikası zirveye çıkacaktı.
Karşı çıkan herkes hain, herkes düşman, herkes art niyetli, herkes bir şey lobisiydi...

O devrin AKP cumhurbaşkanı Abdullah Gül Erivan'a gitti.
Sözde futbol üzerinden kardeşlik kurulacak, dostluk pekiştirilecekti.
Bizim kanallarımız ne görüntü verebildi, ne canlı yayın yapabildi.
Tepeden tırnağa küfür, hakaret yiyip pişkin pişkin döndüler.

Akabinde Ermeni'nin cumhurbaşkanı sıfatlı katili Türkiye'ye gelecek, yine futbol maçı yapılacak, yine dostluk pekişecekti.

Maçı Bursa Atatürk stadında yapmaya karar verdiler.

Abdullah Gül'ün defalarca vali yapmaya çalıştığı fakat o dönem Ahmet Nejdet Sezer'in vetosuna takılan Şehabettin Harput da artık Bursa valisi olmuştu.
Dönemin il emniyet müdürüyle birlikte, Bursa'da !çingene açılımı' icat etmiş, fülüt çalmayı bilen çingeneyi, okullara müzik hocası yapmakla meşguldü.
Bir yandan da sanayicileri tehdit ederek Fetullah'ın cemaatine haraç topluyordu.

Hamisi Abdullah Gül sinyali vermiş, en güvendiği adamı da anında harekete geçmişti. Kraldan daha kralcıydı, vur deyince öldürüyordu.
Azerbaycan bayrağının maç sırasında açılması, katil Ermeni'nin rahatsız olması tehdidiyle uykuları kaçmıştı.

Dönemin il emniyet müdürüyle kafa kafaya verip, Azerbaycan bayrağı yasağı uydurdu.
Pişkindi, arsızdı, gemi azıya almıştı, sırtını Abdullah Gül'den taa Pensilvanya'ya kadar dayadığı için iyice şımarmıştı...

Yediden yetmişe bütün memleket, sadece ruhunu menfaate satmış AKP mankurtları dışında herkes bu karara karşı çıktı.
Çarşı esnafı bütün çarşıyı Azerbaycan bayrağıyla donattı.

Dolmuşçu esnafından işportacısına kadar herkes isyan etti.

Maç öncesinde ya da maç sırasında sorun çıkarması muhtemel olan her kitleye, haftalar öncesinden göz dağı verilmeye başlandı .
Aba altından sopa gösterildi.
Satılık olanlara zaten ücretini verip satın aldılar.
Tribün lideri sıfatlı it-çakal, serseri takımı, peşin peşin kuyruk salladı.
Milliyetçi geçinen, papucumun milliyetçisi takımı, her zamanki gibi büyük oyunu görmüştü. Onlar meselenin en derinini, kimsenin bilmediği taraflarını biliyor, peşin peşin alta yatıyordu.

Yerli yabancı basın da memlekete akın etmişti.
Malzeme boldu.
O açılım yaygarasında ilk defa maçtan bir hafta önce gözaltına alındım. Kimseye af yoktu...

Maça iki gün kala, daha Ermeni katil memlekete ayak basmadan operasyon yedik.
Beşimizin evleri basıldı.
Bahar temizliğinde bile görülmemiş dip köşede roket atar arayan, elinde kamerayla köşe bucak silah bulmayı uman yüzlerce polisin hışmına uğradık.
Deliller arasına 'Azerbaycan bayrağı' yazacak kadar gözü dönmüş, şımarmış, gazı alıp yürümüş fetullahçı polislerin eğlencesi haline getirilmiştik.

Gece uçması fizik kanunlarına aykırı olan planörle, gece maçına dalmak gibi ithamlara çarptırıldık.
Bir arkadaşımın askerden getirdiği bir (1) adet G-3 mermisine 'yüklü miktarda mühimmat' diyerek haber yaptırmışlar; aylarca emniyete gidip imza atmak zorunda kaldı.
Bizim, maket uçağın resmini valinin eline vermişler, ana haberlere 'günün haberi' yapıp 11 Eylül saldırılarının görüntüleri eşliğinde sunmuşlar.

Üç günlük gözaltının sonunda adliyeye gelebildik.
Bursa stadının kapasitesinden habersiz bir savcı, 18.000 kişilik stadda, 25.000 kişinin canına tasallut ettiğimize dair iddianame yazmıştı.
Benim iadem yarım saat sürdü.
Savcının, masasındaki Zaman gazetesi kadar boynu büküldü, çıktım.
Arkadaşlarımın ifadeleri 1'er dakika sürdü.
Valinin, müdürün, savcının, operasyonel fetullahçıların iddiaları ellerinde patladı.

Kutsal Azerbaycan bayrağı, bizim dışımızda kalan iki ekibimiz tarafından stada sokulmuştu. O hevesleri de kursaklarında kaldı.

Yakalanışımız günün haberi olmuştu ama serbest kalışımız gündüz haberi bile olmadı.

Dağılmış evlerimizle, çizilmiş sicillerimizle kaldık.

Bunlar komik, gülerek hatırladığımız hatıralar artık.
Gülmediğimiz var...

Maç sırasında muhabir olan bir arkadaşım, Abdullah Gül ve Sarkisyan'ın yanında, o dönem MHP Ankara milletvekili olan Tuğrul Türkeş'i gördüğünü söyledi.
Bir kanıt istedim; fotoğraf getirdi.
Fotoğrafı internete koyup 'hayırdır' diye sordum.
Haber kanalları da bunu haber olarak gördü.
Tuğrul Türkeş açıklama yaptı:
' Sayın Sarkisyan'la kahve içtik. MHP vekili olduğumu öğrenince şaşırdı. Rahmetli babam da sayın Petrosyan'la görüşmüştü dedim rahatladı.'

Ne şeker dostluklar, ne sevimli kardeşlikler...

Hasılı kardeşim;
Hatıra defteri yapıp vaktinizi almak istemem. Yontma taş devrinin meseleleri değil.

O kardeşlik palavraları sırasında hükümete takla atarak ruhunu satan sözde sivil toplum liderleri, çok kısa zaman sonra köpek yerine bile konulmadı, toplum içinde aşağılanmalara, hakaretlere maruz kaldılar.
O devrin ceberrut valisi Şehabettin, 15 Temmuz'dan sonra paketlendi, halâ Fetö lideri olmaktan cezaevinde...
O olayların yalaka savcıları, taklacı polisleri, artis müdürleri tek tek kuyruklarına bağlanan tenekelerle cezaevini boyladı.

O günlerin milliyetçi geçinen yalakaları, dandik sıfatlı, emanet koltuklu satılık adamları, kül gibi silindi gitti. İt kadar itibarları kalmadı.

O devrin cumhurbaşkanının bile onlar kadar itibarı kalmadı.

Mahkeme kadıya mülk değil.
Çingenenin beyliği kar yağana kadar.

Bunları şu sebeple anlattım:

O Sarkisyan, halâ Ermenistan cumhurbaşkanı...
Bugün duyurdu:
Ermenistan, Türkiye'yle 2009 yılında yaptığı normalleştirme protokollerini iptal etti.

AKP'nin bir açılımı daha, milletin evlatlarına eziyet olmak, hayatlarını karartmak, zulmetmek dışında bir sonuca ulaşmadan, kendi suratlarında patlamış oldu.
Milletin ve memleketin haysiyeti, onuru şerefi ve dişinden tırnağından arttırarak, çocuklarının boğazından keserek verdikleri vergileri, bir AKP rezilliğine daha kurban edildi.

Bugün, yılmadan, usanmadan AKP şakşakçılığı, yakalığı, dalkavukluğu yapan, dilinden sular damlaya damlaya AKP yöneticisi yalayan amir, memur, yetkili, yetkisiz vs. takımı için söylüyorum;
İbret alın...
Bugün yediğiniz hurmalar, gün gelir fena tırmalar.

Caner KARA

Gönderen Yönetici . Siz Bu Kayıt İçin Herhangi Bir Yanıt Takip Edebilirsiniz RSS 2.0 Yasal Uyarı: Yayınlanan/haberin Tüm Hakları - .Yazıların Sorumluluğu Yazarlarına Aittir. Kaynak Gösterilse Dahi Köşe Yazısı/Haberin Tamamı Özel İzin Alınmadan Kullanılamaz. Ancak Alıntılanan Köşe YazısıHaberin Bir Bölümü, Alıntılanan Habere Aktif Bağlantı Verilerek Kullanılabilir.

Bu Yazıyı Paylaşın;

Yazı Linki:
Site kodu:
Forum kodu:

Güncel Döviz Fiyatları

Köşe Yazıları

Haftalık E-bülten üyeliği için aşağıdaki alana E-posta adresinizi yazın

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Tarafsız Habere aittir. Alıntı yapılsa bile kaynak gösterilmeden kullanılamaz. © 2007 - 2018 Copyright © Tüm Hakları Saklıdır..